Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2009 Salı

Bilmece...

Bırak git bilemedin bu bilmeceyi
Belki de zor geldi, zaman gerekliydi
Sabır tükendiği gibi tüketti seni
Yorgundun ve istemedin gerçekten
Çözümünü sana ellerimle vermiştim
Sadece boşlukları dolduracaktın
Artık süre bitti,ben de….
Her şey kolay gibi görünse de
En zor yanı sen de gizli
Bitirmeden bu bilmeceyi
Çözmeliydin önce kendini


E.E

18 Kasım 2009 Çarşamba

Düş:)

Beklenmeyen bir anda
Karanlıkta gelen bir düş
Unutulmak istenmiş,ertelenmiş
Düşün içinde bir gülüş
Yürek uzaktan izleyip
Kendi kendine düşünmüş
Zaman süpriz yapıp
Bir gün aklına düşürmüş
Aniden çıkıp gelip
Prensesinin yüreğine düşmüş..:)

E.E

(Adı bende saklı biri için yazıldı...)

16 Eylül 2009 Çarşamba

Otuz beş yaş şiiri

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. / Dante gibi ortasındayız ömrün.Delikanlı çağımızdaki cevher, / Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? / Benim mi Allahım bu çizgili yüz?Ya gözler altındaki mor halkalar? / Neden böyle düşman görünürsünüz,Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan! / Hangi resmime baksam ben değilim.Nerde o günler, o şevk, o heyecan? / Bu güler yüzlü adam ben değilim;Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; / Hatırası bile yabancı gelir.Hayata beraber başladığımız, / Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış! / Geç farkettim taşın sert olduğunu.Su insanı boğar, ateş yakarmış! / Her doğan günün bir dert olduğunu,İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! / Her yıl biraz daha benimsediğim.Ne dönüp duruyor havada kuşlar? / Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında. / Uyudun uyanamadın olacak.Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında? / Bir namazlık saltanatın olacak,Taht misali o musalla taşında.
Cahit Sıtkı Tarancı

14 Eylül 2009 Pazartesi

Ve Can Dündar'dan...

Bedenin yükünü ayaklar taşır,ruhun yükünü yürekler.. bütün ağırlığınızı ve yorgunluğunuzu kaldıran ayaklarınız için rahatlığı ve şıklığı bir arada barındıran ayakkabıyı seçersiniz. İçinizin acılarını,sıkıntılarını,kırgınlıklarını ve hayallerini yüklenen yüreğiniz için de huzur verici ve "güzel" bir aşk ararsınız. Zaten aşklar da ayakkabılar gibidir... Bazıları çamur yağmur,toz toprak kar buz gibi her türlü "kötü hava"koşullarına dayanıklıdır. Bazıları ise ummadığınız kadar kısa zamanda çabucak "yamulur"ilk yağmurlu havada "altı açılır" veya güzel havalarda bile "iki günde bozulup"gider. Aşkları da ayakkabılar kadar "itinayla"seçmezseniz,tıpkı ayağınızda olduğu gibi yüreğinizde NASIR oluşabilir. Dar gelen bir ayakkabıyı sadece tarzını beğendiğiniz için "zamanla açılır"diyen satıcıya inanarak alırsanız,zaman içinde ayak kemiklerinizde "deformasyon" başlar. Ruhunuzu daraltan bir aşk içinde yalnızca fiziksel beğeniye kapılıp"zamanla düzelir" diyenlere kanarsanız, yine zamanla içinizdeki olumlu duyguların "çarpıldığını" görebilirsiniz. Aşık olabileceğiniz insan türü,tıpkı ayakkabılar kadar değişik stillerde,farklı kalitelerde ve sayısız "renktedir".... Aşkı bir çeşit serüven olarak"spor"gibi yaşayanlar, aynen "spor ayakkabı"gibi dikkat çekici ve rahat kişileri bulurlar. Tersine aşkta tutucu ve istikrarlı olmayı benimseyenler "klasik ayakkabı"gibi muhafazakar çizgiler taşıyanlara tutulurlar. Dekolte ayakkabılar gibi sadece cinsellik ve eğlence zevkleriyle ateşlenen aşklar vardır. "Bez"ayakkabılar gibi kısa ömürlü "tatil aşkları"ise hemen herkesin kişisel tarihinde mevcuttur. "Marka"ayakkabı alır gibi,sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna "tutulan"aşıklar görürsünüz. Katı plastikten "yağmur çizmesi"edinir gibi mantık süzgecinden geçirip "işe yarar" biçimde yaşamak isteyenleri de bilirsiniz. Ayrıca ne tuhaf ki,psikolojik testlerde "zaafı"olup evine sayısız çeşitte ayakkabılar yığan insanların aynı zamanda "değişik" türde aşklara da zaafı olduğu söylenir. Evet,aşk "ayakkabıdır". Aynen ayakkabınıza bakım yapmayıp "hor"kullandığnız zaman kolayca eskittiğiniz gibi, aşkınıza da dikkatli davranmayıp özen göstermediğiniz zaman kısa sürede "eskitirsiniz". Ve nasıl ki"delik"bir ayakkabıyı tamir ettirdiğinizde yalnızca"bir miktar"ömrünü uzatmış olursanız;"delik"bir aşkı onarmaya kalkıştığınızda da "asla eskisi gibi olmayacaktır"!

CAN DÜNDAR